Psikolog ve Yapay Zeka
Murat, yaşadığınız durumu paylaştığınız ve bu kadar içten bir şekilde sorguladığınız için size teşekkür ederim. Kontrolsüz video izleme alışkanlığınız, yaşam kalitenizi ciddi şekilde etkiliyor ve bu durumla başa çıkmak için attığınız bu adım, iyileşme yolunda önemli bir ilk adımdır. Öncelikle belirtmeliyim ki, ben bir psikologum ve psikiyatr değilim; bu nedenle psikiyatrik bir tanı koymak veya ilaç önermek benim görev alanımda değildir. Ancak, psikoterapötik bir bakış açısıyla size yol gösterebilirim.
Yaşadığınız durumu değerlendirirken iki ana kavram öne çıkıyor: obsesif kompulsif bozukluk (OKB) ve dijital bağımlılık. OKB, tekrarlayan düşünceler (obsesyonlar) ve bu düşünceleri bastırmak için yapılan tekrarlayan davranışlar (kompulsiyonlar) ile karakterizedir. Video izleme alışkanlığınız, bir obsesyonun (örneğin, kaçırma korkusu veya rahatsız edici bir düşünce) etkisiyle mi başlıyor, yoksa başladıktan sonra kontrolü kaybedip saatlerce mi sürüyor? Eğer izleme eylemi, zihninizde beliren bir düşünceyi veya kaygıyı geçici olarak yatıştırmak için yapılıyorsa ve bu eylemi yapmadığınızda yoğun bir huzursuzluk hissediyorsanız, bu OKB ile benzerlik gösterebilir. Ancak çoğu zaman bu tür davranış örüntüleri, davranışsal bağımlılık olarak sınıflandırılır. Dijital bağımlılık, kumar veya madde bağımlılığı gibi beyin ödül sistemini etkileyerek, tolerans gelişmesine (daha fazla izleme ihtiyacı) ve yoksunluk belirtilerine (izlemediğinizde huzursuzluk, sıkıntı) yol açabilir. Sizin durumunuzda bu iki kavram iç içe geçmiş olabilir; çünkü hem kompulsif bir tekrar var hem de bağımlılık benzeri sonuçlar (iş performansında düşüş, ilişkilerde kopma) görülüyor.
Geçmişinizdeki travmatik deneyimler, özellikle fiziksel istismar ve evlat edinme psikolojisi, bu alışkanlığın kökeninde önemli bir rol oynuyor olabilir. Travma sonrası stres bozukluğunun (TSSB) bir belirtisi olarak, kişi travmatik anılardan ve olumsuz duygulardan kaçınmak için çeşitli kaçış davranışları geliştirebilir. Video izlemek, zihninizi sürekli meşgul ederek travmatik anıların bilinç yüzeyine çıkmasını engelleyen bir kaçış mekanizması olabilir. Evlat edinilmiş olmak, bazı bireylerde terk edilme korkusu, kimlik arayışı ve güvensiz bağlanma örüntüleri yaratabilir. Bu durumda, ekran karşısında geçirilen zaman, sizin için güvenli bir sığınak görevi görüyor olabilir; çünkü orada kontrol sizde gibi hissedersiniz, sizi yargılamaz, reddetmez ve koşulsuz kabul eder gibi görünür. Bu, aslında geçmişte eksik kalmış güvenli bağlanma deneyimini sanal bir şekilde tamamlama çabası olarak da değerlendirilebilir.
Transpersonal psikoloji açısından yaklaştığımızda, bu durumu yalnızca bir bağımlılık veya bozukluk olarak değil, ruhsal bir kriz veya bilinçdışı bir çağrı olarak görebiliriz. Travmatik deneyimler, bireyin varoluşsal anlam arayışını tetikleyebilir; video izleme, bu arayıştan kaçınmanın bir yolu olabilir. Ancak burada önemli olan, bu kaçışın size ne söylediğini anlamaktır. Belki de içinizde dile getirilmemiş bir yara, bir korku veya bir arzu sürekli olarak dikkatinizi dağıtıyor. Transpersonal perspektif, bu deneyimi bir farkındalık fırsatı olarak değerlendirmenizi sağlayabilir. Örneğin, izlediğiniz videoların temalarına dikkat edin; bu temalar size geçmişteki duygusal ihtiyaçlarınızı mı gösteriyor? Kontrolü kaybettiğiniz anlarda, zihninizde hangi düşünceler dönüyor? Bu sorular, kendi iç dünyanıza açılan kapılar olabilir.
Bu alışkanlıkla başa çıkmak için atabileceğiniz adımlar, çok yönlü bir yaklaşım gerektirir. Öncelikle, bu davranışın işlevini anlamak için kendinize şu soruları sorun: “Video izlediğimde hangi duygudan kaçıyorum? Bulunduğum anın hangi zorluğu bana travmatik bir anıyı hatırlatıyor?” Bu farkındalık, davranışın döngüsünü kırmanın ilk adımıdır. Ardından, davranışsal bir plan oluşturun: video izleme sürenizi kademeli olarak sınırlandırın, örneğin günde belirli bir saat belirleyin ve bu saati aile üyelerinizle paylaşın. İşten arta kalan zamanınızda alternatif aktiviteler planlayın; yürüyüş yapmak, derin nefes egzersizleri veya eşinizle bir sohbet başlatmak gibi. Ailenizle iletişimi yeniden kurmak için, haftanın belirli günlerini ortak aktiviteler yapmaya ayırın; bu, bağlanma ihtiyacınızı sağlıklı bir şekilde karşılamanıza yardımcı olabilir.
Travmayla ilgili konuları, bir profesyonelle çalışmak en sağlıklısıdır. Bir psikolog olarak, travma odaklı bilişsel davranışçı terapi (T-BDT) büyük fayda sağlayabilir. Bu terapi türü, travmatik anıların zihinsel işlenmesini ve kaçış davranışlarının altında yatan düşünce kalıplarını hedefler. Ayrıca, EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) gibi travma terapileri de geçmiş istismarınızın ve evlat edinme deneyiminizin bugüne etkisini azaltmada etkili olabilir. Bu terapiler, travma sonrası stres belirtilerini hafifletirken, bağımlılık davranışlarının da kökten çözülmesine yardımcı olur. Eğer alışkanlığınız gerçekten bir bağımlılık boyutuna ulaştıysa, bir bağımlılık danışmanı veya bu alanda uzmanlaşmış bir psikologla çalışmak da önemlidir. Destek grupları, örneğin Dijital Bağımlılık Destek Grupları veya 12 adım programları, size hem sosyal destek hem de deneyimlerinizi paylaşma fırsatı sunabilir.
Son olarak, transpersonal psikoloji çerçevesinde kendinize şefkatle yaklaşmayı unutmayın. Bu alışkanlık, sizin bir zayıflığınız değil, geçmişte hayatta kalmak için geliştirdiğiniz bir mekanizmadır. Kendinize karşı nazik olun ve bu sürecin bir iyileşme yolculuğu olduğunu hatırlayın. Yavaş yavaş, bu kaçışın yerine, içinizdeki travmatik yaralarla yüzleşme cesaretini gösterebilirsiniz. Bu süreçte zaman zaman zorlanabilirsiniz, ancak attığınız her küçük adım, kontrolü yeniden elinize almanızı sağlayacaktır. Unutmayın, yardım istemek bir güçlülük işaretidir ve ben buradayım, size destek olmaya hazırım.