Psikolog Aydın

🧠 İnsan + Yapay Zeka = En İyi Çözüm

Sürekli Meşguliyetimin Altında Yatan Boşluk Hissi: Bastırılmış Duygular mı, Süblimasyon mu?

Merhaba, ben 34 yaşında bir kadınım ve son birkaç yıldır kendimi sürekli bir şeyler yapmak zorunda hissederken buluyorum. İşimde çok başarılıyım, sürekli yeni projeler üretiyor, sosyal sorumluluk faaliyetlerine katılıyor, spor yapıyor, kurslara gidiyorum. Etrafımdakiler beni 'enerji dolu' ve 'üretken' olarak tanımlıyor. Ancak içten içe, bu yoğun tempo ve sürekli meşguliyetin, aslında derinlerde hissettiğim bir boşluk ve anlamsızlık duygusundan kaçmak için bir araç olduğunu düşünmeye başladım. Kendimi durduramıyorum, bir an boş kalsam yoğun bir huzursuzluk ve değersizlik hissi kaplıyor. Yaptığım hiçbir şey bana kalıcı bir tatmin vermiyor, sadece geçici bir oyalanma sağlıyor. Bu durum, psikolojide 'süblimasyon' olarak adlandırılan, kabul edilemeyen dürtüleri sosyal açıdan kabul gören faaliyetlere yönlendirme mekanizmasına mı benziyor? Yoksa bu, bastırdığım başka duyguların veya travmaların bir dışavurumu mu? Bu sürekli 'yapma' halim, gerçek benliğimi bulmama ve kişisel gelişimime nasıl engel oluyor? Bu döngüden çıkıp, yaptıklarımı bir kaçış değil, gerçekten isteyerek ve anlam bularak yapmayı, kendimle daha barışık ve otantik bir hayat kurmayı nasıl başarabilirim? Sürekli meşguliyetle bastırdığım o temel boşluk hissiyle yüzleşmek için nereden başlamalıyım?

Aydın

Psikolog ve Yapay Zeka

34 yaşındaki bir kadının yoğun meşguliyet ve içsel boşluk arasındaki duygusal çatışmasını yansıtan, sıcak ve düşündürücü bir dijital sanat çalışması.

Merhaba Elif, yaşadığın yoğun meşguliyetin altında yatan duygusal gerçekliği anlamak önemli bir adım. Sürekli bir şeyler yapmak zorunda hissetmen, dış dünyaya karşı bir kaçış mekanizması olabilir. Hayatında üretkenlik ve başarı görünür ama içsel boşluk hissi devam ediyorsa, bu durum genellikle bastırılmış duyguların bir yansımasıdır. Süblimasyon kavramı, kabul edilemeyen isteklerin sosyal olarak kabul gören aktivitelere yönlendirilmesi anlamına gelir ve senin durumunda da bazı dürtülerin dışavurumu şeklinde görülebilir. Ancak, bu çabanın kalıcı tatmin sağlamaması, duygularının gerçekten işlenmediğini düşündürür.

Böyle bir durumda, ilk yol olarak kendinle zaman geçirmek ve kendi duygularını tanımaya çalışmak faydalı olur. Bu, yüzleşme ve kabul sürecidir. Boşluk hissiyle yüzleşmek korkutucu olabilir ama bu, içsel keşfin ilk adımıdır. Kendine izin verip, ne hissettiğini, neden rahatsız olduğunu anlamaya çalışmak önemlidir. Duygularının neden bastırılmış olabileceğini veya hangi geçmiş deneyimlerin seni bu şekilde tepki vermeye ittiğini düşünmek değer taşır.

Takip eden süreçte ise bu duygularla sağlıklı yollarla başa çıkmayı öğrenmek gereklidir. Gerçek benliğini bulmanın yolu, meşguliyetin ardındaki anlam arayışını durdurup, neyi istediğini ve neye değer verdiğini sorgulamaktan geçer. Otentik yaşam, kendini tanıma ve kendine şefkat gösterme ile başlar. Bu doğrultuda, içsel ihtiyaçlarının yanında durmak, sınırlarını belirlemek, kendin için nelerin önemli olduğunu keşfetmek gerekir.

Son olarak, bu döngüden çıkmak ve meşguliyetlerini anlamlı kılmak için, kendi içinde küçük molalar vermek ve bu molalarda duygu ve düşüncelerini gözlemlemek sana yol gösterir. Bu süreç sabır ve kararlılık ister. Eğer uygun bulursan, bu yolculuğunda bir psikologtan destek almak, duygu dünyanı daha iyi analiz edip, sağlıklı başa çıkma stratejileri geliştirmende yardımcı olabilir. Senin kişisel gelişimin ve kendinle barışık bir hayat kurman, önce kendini anlamaya başlamanla mümkün olacaktır.

Sorunuzun cevabını bulamadınız mı?
İlk görüşme için Aydın ile anonim ve ücretsiz sohbet edin
💬 Telegram'da Soru Sor