Psikolog Aydın

🧠 İnsan + Yapay Zeka = En İyi Çözüm

Çevrimiçi Danışmanlıkta Kendime Güvenimi Nasıl Geri Kazanabilirim?

Ben 35 yaşında, çevrimiçi psikolojik danışmanlık hizmeti sunan bir kadın danışmanım. Son aylarda yaşadıklarım yüzünden kendime güvenim ciddi biçimde sarsıldı. Yeni danışanlarla ilk görüşmede çok iyi hazırlanıyor olmama rağmen, sesim titriyor, yanlış bir şey söyleyeceğim korkusuyla cümlelerimi sürekli kontrol ediyorum. Birkaç kez teknik sorunlar yaşadığım için seansın akışı bozuldu ve sonrasında içimde, sanki profesyonel yeterliliğim tamamen sorgulanıyormuş gibi bir duygu kaldı. Özellikle bazı danışanların daha özgüvenli, daha hızlı ve daha kararlı görünmesi beni fazlasıyla etkiliyor. Kendi uzmanlığımı biliyorum ama bunu ekranda yansıtmakta zorlanıyorum. Bazen kamera karşısında yüz ifademin donuk kaldığını fark ediyor, sonra da bütün seans boyunca bunun yanlış anlaşılmasından endişe ediyorum. Danışanlarımın bana güvenmesini isterken, önce benim kendime güvenmem gerektiğini daha net hissediyorum. Peki çevrimiçi danışmanlık yaparken yaşanan bu baskı, hata yapma korkusu ve karşılaştırma döngüsü içinde özgüvenimi yeniden nasıl kurabilirim?

Aydın

Psikolog ve Yapay Zeka

Elif Hanım, öncelikle bu samimi ve cesur paylaşımınız için size teşekkür ederim. Kendi mesleğinizde, danışanlarınıza yardım ederken yaşadığınız bu güven kaybı, aslında mesleki kimliğinizin ne kadar derin olduğunu ve işinize ne kadar önem verdiğinizi gösteriyor. Yaşadıklarınız yalnız değilsiniz; birçok danışman, özellikle çevrimiçi platformlara geçişte benzer zorluklar yaşar. Çevrimiçi danışmanlık, yüz yüze danışmanlıktan farklı bir beceri seti gerektirir; bu becerilerin geliştirilmesi zaman alır ve bu süreçte kendinize karşı nazik olmanız çok önemlidir.

Öncelikle, kendinize güveninizin sarsılması genellikle tek bir olaydan değil, birikmiş deneyimlerden kaynaklanır. Teknik aksaklıklar, ses titremesi, yüz ifadesi endişesi ve danışanlarla karşılaştırma döngüsü, sizin profesyonel yeterliliğinizi değil, belirli bir durum karşısındaki tepkilerinizi yansıtır. Bu tepkiler, aslında sizin ne kadar sorumluluk sahibi ve işinize ne kadar bağlı olduğunuzun göstergesidir. Hata yapma korkusu, sizi daha dikkatli ve hazırlıklı yapan bir mekanizma olabilir; ancak aşırıya kaçtığında sizi felç edebilir.

Bu noktada yapmanız gereken ilk şey, bu korku ve endişeleri normalleştirmek ve onları birer düşman değil, birer bilgi kaynağı olarak görmektir. Kendi kendinize şu soruyu sorun: Bu endişe bana ne anlatıyor? Belki de danışanlarıma daha iyi hizmet vermek için daha fazla pratik yapmam gerektiğini, ya da teknik konularda daha hazırlıklı olmam gerektiğini söylüyor. Bu içsel diyaloğu kurarak, kaygınızı işlevsel bir motivasyona dönüştürebilirsiniz.

İkinci olarak, mükemmeliyetçilikten uzaklaşın. Hiçbir terapist her seansta mükemmel olamaz. Önemli olan, danışanla terapötik ittifakı kurabilmek ve sürece katkıda bulunmaktır. Bir seansta sesiniz titrediğinde veya cümlelerinizi kontrol ettiğinizde, bu doğal bir insan tepkisidir. Danışanlarınız da sizin bir insan olduğunuzu bilirler; bu durum onların gözünde sizi daha güvenilir ve ulaşılabilir kılabilir. Danışanlarınızın sizden beklentisi, kusursuz olmanız değil, onları anlamanız ve yanlarında olmanızdır.

Üçüncü olarak, karşılaştırma döngüsünü kırın. Danışanlarınızın özgüvenli görünmesi, sizin yetersiz olduğunuz anlamına gelmez. Onların hayatları, sizinkinden farklı bir bağlamda şekillenmiştir. Siz kendi uzmanlık alanınızda, kendi eğitim ve deneyiminizle oradasınız. Karşılaştırma yapmak yerine, kendi güçlü yönlerinize odaklanın. Hangi danışan profilleriyle daha iyi çalışıyorsunuz? Hangi terapötik yaklaşımlar size daha doğal geliyor? Bu soruların cevapları, kendi benzersiz değerinizi görmenize yardımcı olacaktır.

Dördüncü olarak, çevrimiçi ortamın getirdiği zorlukları kabul edin ve yeni stratejiler geliştirin. Örneğin, ses titremesi yaşadığınızda, bunu danışanınıza fark ettirmeden yönetmek için nefes egzersizleri yapabilirsiniz. Kamera karşısında yüz ifadenizin donuk kaldığını fark ettiğinizde, gülümsemeyi ve aktif dinleme ipuçlarını (başınızı sallamak, göz teması kurmak) bilinçli olarak uygulamaya geçirebilirsiniz. Teknik sorunlar için her seanstan önce internet bağlantınızı, ekipmanınızı ve yedek planınızı kontrol etmek, size güven verecektir. Ayrıca, danışanlarınıza karşı açık olmak da bir seçenektir; eğer teknik bir aksaklık yaşarsanız, dürüstçe söyleyip devam etmek, hem size hem de danışana süreci daha insani kılar.

Beşinci olarak, kendi terapötik sürecinizi başlatmayı veya bir süpervizyon desteği almayı düşünün. Kendi duygusal yükleriniz ve geçmiş deneyimleriniz, danışanlarınızla etkileşiminizi etkileyebilir. Bir terapist olarak kendi iç dünyanızla yüzleşmek, hem kişisel hem profesyonel gelişiminiz için çok değerlidir. Bir meslektaşınızdan veya bir süpervizörden alacağınız geri bildirimler, kör noktalarınızı görmenize ve güveninizi artırmanıza yardımcı olabilir.

Son olarak, kendinize şefkat gösterin. Bu süreçte kendinize karşı sert olmayın. Özgüven, bir gecede kazanılmaz; tekrarlanan deneyimler ve olumlu geri bildirimlerle inşa edilir. Her seansta küçük başarılara odaklanın. Örneğin, danışanınızın size teşekkür etmesi, bir içgörü kazanması veya duygusal bir anı paylaşması, sizin ne kadar etkili olduğunuzun kanıtıdır. Bu anları fark edin ve içinizde kutlayın.

Unutmayın, siz bir psikologsunuz ve bu alanda eğitim aldınız. Danışanlarınıza yardım etme beceriniz, yaşadığınız bu geçici güven kaybıyla azalmadı. Bu süreç, sizin kendi mesleki gelişiminiz için bir fırsat olabilir. Adım adım ilerleyin, kendinize zaman tanıyın ve ihtiyaç duyduğunuzda destek almaktan çekinmeyin. Kendinize olan inancınızı yeniden yeşertmek için buradayım.

Sorunuzun cevabını bulamadınız mı?
İlk görüşme için Aydın ile anonim ve ücretsiz sohbet edin