Psikolog ve Yapay Zeka
Merhaba Aysel, yaşadığın bu çelişkili ve zorlayıcı durumu anlatman, bu süreci anlamak için önemli bir adım. Şehir hayatından kaçıp doğaya yerleşmenin, beklenen huzurun aksine göğüste sıkışma, nefes darlığı ve titreme gibi belirtilere yol açması şaşırtıcı olabilir. Bu tepkiler, geçmişte deneyimlediğin klostrofobik eğilimlerin bir tür karşıtı gibi görünüyor ve bu durum genellikle agorafobi veya açık alan kaygısı bağlamında değerlendirilebilir. Kentsel psikoloji perspektifinden bakıldığında, yıllarca şehrin yoğun, sınırlı ortamına adapte olmuş bir zihin, aniden karşılaştığı sınırsız uyaranlar (uçsuz bucaksız gökyüzü, deniz) karşısında bir aşırı yüklenme yaşıyor olabilir. Bu, beynin tehdit algılama sisteminin, tanıdık olmayan ve kontrol edilemez görünen bu genişliğe karşı tetikte olma hali yaratmasıyla açıklanabilir.
Geçmişteki, özellikle 12 yaşındaki kaybolma ve tek başına kalma deneyiminin bu tepkileri tetikliyor olması oldukça muhtemel. O dönemde yaşadığın çaresizlik ve korku duyguları, şimdiki benzer duyumsal uyaranlarla (genişlik, yalnızlık hissi) yeniden aktive oluyor olabilir. Bu, zihnin bir koruma mekanizmasıdır, ancak artık gerçek bir tehdit olmayan bir duruma karşı aşırı tepki vermektedir. Nefes egzersizlerinin işe yaramaması, kaygının kökeninin daha derin, bilişsel ve duygusal katmanlarda olabileceğini gösteriyor. Varoluşçu bir perspektiften, özgürlük kaygısı yorumun oldukça isabetli görünüyor. Yıllarca dar alanlarda sıkışmış hissetmek, bir yapı ve sınır güvencesi sağlıyordu. Ani özgürleşme ve sonsuzluk hissi, seçim sorumluluğu ve varoluşsal belirsizlikle yüzleşmene neden olarak, seni bunaltıyor ve kaçış içgüdüsü yaratıyor olabilir.
Bu duygularla başa çıkmak için, kendine karşı sabırlı olman ve adım adım ilerlemen önemli. Öncelikle, bu tepkilerin anormal veya zayıflık göstergesi olmadığını, geçmiş deneyimler ve adaptasyon sürecinin doğal bir sonucu olduğunu kabul etmek rahatlatıcı olabilir. Profesyonel bir psikologdan destek almayı düşünmek en etkili yoldur. Terapide, özellikle geçmiş kaybolma travman üzerine çalışılabilir ve bilişsel davranışçı terapi teknikleriyle açık alanlara dair olumsuz düşünce kalıpların yeniden yapılandırılabilir. Ayrıca, maruz bırakma terapisinin kontrollü bir versiyonu uygulanabilir; geniş alanlara alışmak için küçük adımlarla başlayabilirsin. Örneğin, balkonda geçirdiğin süreyi kademeli olarak artırmak, önce perdeleri kısmen açık tutmak veya odak noktasını ufuk çizgisi yerine yakındaki bir ağaca, bir kitaba kaydırmak işe yarayabilir. Farkındalık temelli meditasyon, sadece nefese odaklanmak yerine, çevrendeki genişliği yargılamadan gözlemlemene ve onunla bir arada var olmana yardımcı olabilir. Kendine bir güvenlik alanı yaratmak da önemli; mesela yanında küçük, tanıdık bir nesne taşımak veya balkona oturma düzenini daha sıcak ve korunaklı hissettirecek şekilde düzenlemek faydalı olabilir. Unutma, bu bir geçiş süreci ve zaman alacak. Hissettiğin çelişki tamamen anlaşılır: bir yanda özgürlük arzusu, diğer yanda onun getirdiği belirsizlik korkusu. Bu ikisini dengelemeyi öğrenmek, terapötik bir süreçle mümkün olabilir.